Osman Şenkul
ABD’nin 2024 yılında 79 milyar dolar düzeyinde olan gümrük vergileri, Donald Trump’ın Amerika’yı Yeniden Büyük Yap (Make America Great Again – MAGA) sloganı temelinde yürüttüğü kampanya ile ikinci kez ABD Başkanlığı koltuğuna oturduğu 2025 yılında, yüzde 234 artışla 264 milyar dolara tırmandı.
Hatırlanacağı üzere Trump, dünyanın en büyük pazarı sayılan ABD’nin ithalatını sınırlamak ve buna karşılık, birçok ülkeyi de ABD malları ithalatına zorlamak amacıyla, 2025 başında koltuğa oturur oturmaz, gümrük vergilerini yükselteceğini açıkladı ve Nisan 2025 itibarıyla da uygulamaya başladı. Büyük ölçüde yükseltilen bu gümrük vergilerinde birinci hedef, 2026 için 31 trilyon dolarlık GSYH öngörüsüyle en büyük olan ABD’nin ardından, 20 trilyon dolarlık 2026 GSYH öngörüsüyle dünyanın ikinci büyük ekonomisi olarak bilinen Çin Halk Cumhuriyeti oldu. Trump, 2025 Nisan ayından itibaren Çin’in ABD’ye ihraç ettiği, çelik, alüminyum, bakır, otomobil ve diğer araçların yedek parçaları, güneş enerjisi panelleri gibi ürünlerin oluşturduğu birçok önemli üründe gümrük vergilerini yüzde 50-125 oranlarında artırdı ve yıl içinde bu yöndeki adımlarını art arda atmaya devam etti.
Trump, Çin ve diğer Güneydoğu Asya ülkeleri üzerinden başlattığı gümrük vergileri atılımını, bir süre sonra, aralarında 5 trilyon dolarlık 2026 GSYH öngörüsüyle dünyanın üçüncü büyük ekonomisi Almanya’nın olduğu Avrupa ülkelerine de yönlendirdi ve başta gelişmiş bilgi işlem yongaları olmak üzere dar bir yarı iletken ithalat yelpazesine yüzde 25 gümrük vergisi uygulamaya başladı.
Trump, İngiltere ve AB ülkelerinden ithal ettikleri ilaç ve tıbbi malzemeler konusunda ise, karşılığında yatırım yapma koşuluyla vergi uygulamasını geri çekeceğini belirtti. Bunun ardından, birçok büyük ilaç şirketi, yerli üretimle bağlantılı gümrük vergisi muafiyetlerinden yararlanmak amacıyla ABD’deki üretim yatırımlarını duyurdu veya hızlandırdı.
Trump ayrıca, iki komşusundan ABD’ye giren mallara kapsamlı gümrük vergileri getiren kararnameleri imzalamasıyla, Kanada ve Meksika’ya karşı ticaret savaşını da 1 Şubat 2025 tarihinde başlattı. Kararname, Meksika’dan yapılan tüm ithalata yüzde 25, Kanada’dan yapılan tüm ithalata ise yüzde 10 vergi uygulanmasını öngörüyordu; petrol ve enerji ürünleri ise yüzde 10 vergilendirilecekti.
Trump, 17 Ocak’ta, ABD’nin Grönland’ı satın almasına izin verilene kadar Avrupalı müttefiklere yönelik art arda gümrük vergisi artışları uygulayacağı uyarısı da yaptı. Truth Social’da paylaştığı bir gönderide Trump, Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Hollanda, Finlandiya ve Büyük Britanya’dan gelen mallara 1 Şubat’tan itibaren yüzde 10’luk ek ithalat vergisi uygulanacağını belirtti. Trump ayrıca Truth Social’da, bu gümrük vergilerinin 1 Haziran’da yüzde 25’e çıkacağını ve ABD’nin Grönland’ı satın alması konusunda bir anlaşmaya varılana kadar devam edeceğini yazdı.
Trump, bu vergi uyarılarının ardından, Grönland’ın mülkiyetinden daha azıyla yetinmeyeceğini defalarca vurguladı. Hem Danimarka hem de Grönland liderleri, adanın satılık olmadığına ve ABD’nin bir parçası olmak istemediğine ilişkin uyarılarını dile getirdiler. Bunun üzerine Trump, Grönland’ın stratejik konumu ve büyük maden yatakları nedeniyle ABD’nin güvenliği için hayati önem taşıdığını ileri sürerek, adayı ele geçirmek için güç bile kullanabileceğini söyledi. Avrupa ülkeleri bu hafta Danimarka’nın talebi üzerine adaya askeri personel gönderdi.
ABD’de Yüksek Mahkeme, tarifeler (gümrük vergileri) koymak için ABD başkanlarına olağandışı dönemlerde yetki kullanım hakkı veren Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’nın (IEEPA) kullanılamayacağına hükmetti. Mahkeme, IEEPA’nın, ABD başkanına, ülke dışından gelen olağandışı tehditlere karşı ulusal acil durum ilan ederek uluslararası ticareti düzenleme, yaptırım uygulama ve varlıkları dondurma yetkisi veren 1977 tarihli bir federal yasa olduğunu anımsattı.
Dünyanın önde gelen, tarafsız vergi politikası kuruluşu Tax Foundation da, IEEPA bazlı bu karar sonrasında yaptığı açıklamada, “IEEPA gümrük vergilerinin hukuka aykırı olduğu hükmüyle birlikte, hükümetin bu vergilerden elde ettiği gelirlerin iade edilmesi gerekecektir. Gümrük vergilerinden elde edilen toplam gelir, doğrudan tahsilatlardan daha az olacaktır; zira gümrük vergileri, gelir ve bordro vergilerinin matrahını otomatik olarak azaltmaktadır. Tahminlerimize göre, hükümet 2025 yılında yeni 232. Madde gümrük vergilerinden net 36 milyar dolar gelir elde etmiştir” uyarısı yaptı.
Tüm bunlar tartışılırken, Avrupa Parlamentosu da, Trump’ın AB’nin Grönland’ı devralmasına izin vermediği takdirde AB ihracatına yüzde 10 gümrük vergisi uygulayacağı tehdidine tepki olarak, ABD ile ticaret anlaşmasının onay sürecini resmen askıya aldı. Bu askıya alma kararı, Avrupa Birliği ülkelerinden birçok liderin, Trump’ın açıklamalarını “şantaj” olarak nitelendirdiği duruma karşı AB’nin şimdiye kadar gösterdiği en güçlü somut tepki olarak nitelendirildi. Avrupa Parlamentosu Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange konuyla ilgili açıklamasında, “Grönland’a yönelik tehditler sona erene kadar, ABD ile yapılan ve Amerikalılara birçok sanayi ihracatında yüzde 0 gümrük vergisi uygulanan yeni bir dönem vaat eden anlaşmanın onaylanması konusunda uzlaşma imkânı olmayacağını” söyledi.
Lange ayrıca, AB’nin, ABD’den 750 milyar dolarlık enerji satın alma taahhüdünün, gümrük vergisi anlaşmasından ayrı olduğu için bu karardan etkilenmeyeceğini de vurguladı.
İşte, Trump’ın, neredeyse iktidara geldiği günlerde başladığı, “istediği gibi ve istediği koşullarda gümrük vergisi uygulaması” odaklı politikalarının birinci yılının dolduğu günlerde, 28 Şubat’ta, birdenbire yüzlerce uzun menzilli füzelerle İran’a saldırıyı başlattı. Trump bir yandan, yüksek gümrük vergilerine ses çıkarmadan uyum sağlayan Çin’in temel enerji damarlarından birini keserken, aynı zamanda da, karşısına çıkarak kendisine meydan okuyan Avrupa Birliği’nin de temel enerji damarlarından en önemlisini ortadan kaldırıyordu.
Bir başka deyişle, Grönland ve gümrük vergileri konusunda kendisine kafa tutan AB, Lange’ın da dile getirdiği 750 milyar dolarlık anlaşma kapsamında, enerji konusunda tamamen ABD’ye bağımlı olacaktı. Trump’ın amacı, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’yı devreden çıkaran Avrupa’ya ağır darbeyi vurarak, Çin’den sonra ikinci önemli rakibi olan Avrupa’yı da devreden çıkarıp, “MAGA İmparatorluğu”nu ilan etmekti.
Daha açık anlatımla, aslında MAGA İmparatorluğu’nu ilan etmek için, ABD’nin milyarderlerinden büyük destek alan Trump, göreve gelir gelmez, onların daha önceden yazdırdıkları taleplerini yerine getirmek zorundaydı ve baskılar daha ilk günden geliyordu.
Örneğin, Bill Gates, Jeff Bezos, Michael Bloomberg ve Sam Altman gibi ABD’li milyarderler, elektrikli araçlar ve teknoloji sektörü için hayati önem taşıyan nadir toprak element rezervlerini güvence altına almak amacıyla Grönland’a yatırım yapıyor; bu yatırımlar, madencilik girişimi KoBold Metals’ın öncülüğünde hız kazanıyor. Bu yatırımlar, ABD’nin Kuzey Kutbu’ndaki artan jeopolitik çıkarlarıyla ve bölgedeki Amerikan kontrolünü artırmaya yönelik – ancak dirençle karşılaşan – girişimlerle uyumlu bir nitelik taşıyor. O nedenle de, Trump’ın bu konuda sözlerini anımsatarak, “Haydi artık” baskılarını sürdürüyorlar.
ABD’deki birçok uzmana, akademisyene göre, Trump dönemi en zengin Amerikalılar arasında servetin yoğunlaşması tarihte eşi benzeri görülmemiş bir duruma ulaştı ve buna bağlı olarak, milyarderlerin siyaset üzerindeki etkisi de aynı şekilde bu düzeylere yükseldi. Örneğin, New Yorklu milyarder John Catsimatidis uzun süredir siyasetin içinde. Ancak geçen yıl, Cumhuriyetçi emlak ve petrol magnatı, Donald Trump ve Kongre’deki Cumhuriyetçileri desteklemek için 2,4 milyon dolar bağışladı.
The Washington Post’a konuşan Catsimatidis, iki parti arasındaki büyük ayrışmayı göz önünde bulundurarak, Amerikan siyasetinin gidişatını etkilemeye çalışmanın giderek daha acil hale geldiğini hissettiğini söyledi.
“Milyarderseniz, milyarder kalmak istersiniz,” dedi net serveti 4,5 milyar dolar olarak tahmin edilen Catsimatidis. Bunun sadece kendi servetiyle ilgili olmadığını belirten Catsimatidis, “Amerika ve sahip olduğumuz yaşam tarzı için endişeleniyorum,” diye ekledi.
Büyük siyasi bölünmelerin ve en zengin Amerikalılar için muazzam servet birikiminin damgasını vurduğu bu dönemde, milyarderler ABD siyasetine eşi görülmemiş miktarlarda para harcıyor. Son yıllarda onlarca milyarder siyasi bağışlarını artırdı; bu durum, 2024 yılında süper zenginlerin bağışlarında rekor kıran bir artışa yol açtı. Washington Post’un bir analizine göre, 2000 yılından bu yana en zengin 100 Amerikalının federal seçimlere yaptığı siyasi bağışlar neredeyse 140 kat arttı ve bu artış, kampanya maliyetlerindeki artışı çok geride bıraktı.
OpenSecrets verilerini inceleyen Washington Post’un analizine göre, 2000 yılında ülkenin en zengin 100 kişisi, federal seçimlerin toplam maliyetinin yaklaşık yüzde 1’inin dörtte birini bağışladı. 2024 yılına gelindiğinde, bu seçimlerin maliyeti hızla artmasına rağmen, bu kesim maliyetin yaklaşık yüzde 7,5’ini karşıladı. Diğer bir deyişle, geçen yılki ulusal seçimlerde harcanan her 13 doların yaklaşık 1’i, ülkenin en zengin birkaç kişisi tarafından bağışlandı.
Milyarder Elon Musk, 2024 seçim döneminde, büyük ölçüde Trump’ın yeniden seçilmesini sağlamak amacıyla toplam 278 milyon dolarlık bağış yaptı. Bu “yatırımı” kendisine oldukça kârlı çıktı. Trump’ın 2024’teki zaferinden bu yana Musk’ın net serveti yüzde 220 arttı. Musk, 2 trilyon doların üzerinde bir değerleme hedefleyerek halka arz başvurusunda bulundu ve bu işlemle 75 milyar dolarlık bir kaynak yaratması bekleniyor; bu da onu tarihin en büyük halka arzı haline getirecek. Musk, 2 trilyon doların üzerinde bir değerleme hedefleyerek halka arz başvurusunda bulundu ve bu işlemle 75 milyar dolarlık bir kaynak yaratması bekleniyor; bu da onu tarihin en büyük halka arzı haline getirecek.
Musk’ın ardından, milyarderlerin siyasete yaptığı harcamalar sıralamasında Wall Street finansçısı Jeff Yass geliyor; Yass, bu ara seçim döneminde şu ana kadar 55 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Yass, Trump’ın desteklediği adayları desteklemeye adanmış süper PAC’ı MAGA, Inc.’e 16 milyon dolar bağışladı.
Üçüncü sırada, şu ana kadar ara seçim kampanyalarına 25 milyon dolar bağışta bulunan San Francisco’lu yapay zekâ teknoloji devi Greg Brockman yer alıyor. Bu bağışların çoğu Trump’ın süper PAC’ına yapıldı; politika analistlerine göre, bunun nedeni Brockman’ın eyalet düzeyindeki yapay zekâ düzenlemelerini federal düzeyde önleyici tedbirler yoluyla ortadan kaldırmak istemesi ve Trump’ın bu konuda kendisine yardımcı olacağını düşünmesidir.
Bu konuda araştırma yapıp yayınlayan Forbes da, Trump’ın kazandığı Kasım seçimlerinden önce, 14 Ağustos 2024’teki yayınında, MAGA ve dolayısıyla Trump destekçisi en zenginlerinden bazılarının, Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönme çabasına destek olduğuna dikkat çekti:
Toplam serveti 143 milyar dolar olan en büyük 26 milyarder destekçisi, şu ana kadar bu çabaya 162 milyon dolar aktardı.
- Timothy Mellon / Trump’a yaptığı bağış: 76,5 milyon dolar | Net servet: 1 milyar dolar
- Linda McMahon / Trump’a yaptığı bağış: 16 milyon dolar | Net servet: 3,1 milyar dolar
- Diane Hendricks / Trump’a yaptığı bağış: 6,3 milyon dolar | Net servet: 20,9 milyar dolar
- Miriam Adelson / Trump’a yaptığı bağış: 5,8 milyon dolar | Net servet: 27,8 milyar dolar
- Kelcy Warren / Trump’a yaptığı bağış: 5,8 milyon dolar | Net servet: 6,2 milyar dolar
- Timothy Dunn / Trump’a yaptığı bağış: 5 milyon dolar | Net servet: 2,2 milyar dolar
- Elizabeth Uihlein / Trump’a yaptığı bağış: 5 milyon dolar | Net servet: 6 milyar dolar
- Richard Uihlein / Trump’a yaptığı bağış: 5 milyon dolar | Net servet: 6 milyar dolar
- Jeff Sprecher&Kelly Loeffler / Trump’a yaptığı bağış: 4,9 milyon dolar | Net servet: 1,1 milyar dolar
- Phil Ruffin / Trump’a yaptığı bağış: 3,3 milyon dolar | Net servet: 2,6 milyar dolar
- Jimmy John Liautaud / Trump’a yaptığı bağış: 3,1 milyon dolar | Net servet: 2,4 milyar dolar
- Geoffrey Palmer / Trump’a yaptığı bağış: 3 milyon dolar | Net servet: 3,1 milyar dolar
- Bernard Marcus / Trump’a yaptığı bağış: 2,7 milyon dolar | Net servet: 9,9 milyar dolar
- Robert “Woody” Johnson / Trump’a yaptığı bağış: 2,7 milyon dolar | Net servet: 3,3 milyar dolar
- Kenny Troutt / Trump’a yaptığı bağış: 2,2 milyon dolar | Net servet: 1,7 milyar dolar
- George Bishop / Trump’a yaptığı bağış: 2 milyon dolar | Net servet: 3,2 milyar dolar
- J. Joe Ricketts / Trump’a yaptığı bağış: 2 milyon dolar | Net servet: 3,6 milyar dolar
- Andrew Beal / Trump’a yaptığı bağış: 1,8 milyon dolar | Net servet: 12,2 milyar dolar
- Cameron Winklevoss / Trump’a yaptığı bağış: 1,3 milyon dolar | Net servet: 2,7 milyar dolar
- Tyler Winklevoss / Trump’a yaptığı bağış: 1,3 milyon dolar | Net servet: 2,7 milyar dolar
- Don Ahern / Trump’a yaptığı bağış: 1,1 milyon dolar | Net servet: 1 milyar dolar
- Roger Penske / Trump’a yaptığı bağış: 1,1 milyon dolar | Net servet: 6,3 milyar dolar
- Steve Wynn / Trump’a yaptığı bağış: 1,1 milyon dolar | Net servet: 3,4 milyar dolar
- Richard Kurtz / Trump’a yaptığı bağış: 1 milyon dolar | Net servet: 1 milyar dolar
- Antonio Gracias&Douglas Leone: Trump’a yaptığı bağış: 1 milyon dolar | Net servet: 9,1 (1,2+ 7,9) milyar dolar
Kısacası, özellikle Trump’ın iktidara gelişinden itibaren ABD’deki “Workers Over Billionaires” (İşçiler Milyarderlerden Önemlidir) ve “No Kings” (Krallar Yok) gibi milyarder karşıtı hareketler, zenginlerin siyaset, vergi politikaları ve ekonomi üzerindeki etkisine karşı çıkmak amacıyla ülke çapında mitingler, yürüyüşler ve grevler düzenleyerek ivme kazandı. Bu kampanyalar, işçi hakları, servetin yeniden dağıtımı ve şirketlerin gücünün sınırlandırılmasına odaklanıyor.
Örneğin, Workers Over Billionaires hareketi, ABD hükümetinin “milyarderler tarafından ele geçirilmesini” protesto etmek amacıyla, özellikle 2025 1 Mayıs döneminde 1.000’den fazla miting, piknik ve gösteri düzenledi. No Kings hareketi, zenginlik ve siyasi etkinin tek elde toplanmasına karşı çıkmak amacıyla, Demokrat şehirler ve Cumhuriyetçi bölgeler dahil olmak üzere 50 eyaletin tamamında protestolar ve yürüyüşler düzenledi.
Bu grupların dışında daha birçok yerel ve genel bazlı hareket de milyarder Trump’ın giderek derinleştirdiği ekonomik eşitsizliğin yarattığı derin eşitsizliklere karşı harekete geçerken, eğitim, sağlık ve konut gibi kamu hizmetlerini finanse etmek için ultra zenginlerin daha yüksek vergi ödemesini talep eden eylemleri de gündeme getirdi.
Buradan bakınca, binlerce insanın yaşamını yitirmesine, büyük yıkımlara neden olan Trump’ın arkasındaki tek gücün milyarlarca dolara sahip MAGAseverler olduğunu görebiliyoruz.
