Bernie Sanders: Bundan böyle Netanyahu’ya silah satılmasın

Kas 19, 2024

Amerika Birleşik Devletleri hükümeti İsrail’e silah satışı konusunda yasaları açıkça ihlal etmeyi bırakmalıdır. 1961 Dış Yardım Yasası ve Silah İhracatı Kontrol Yasası çok açıktır: Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası kabul görmüş insan haklarını ihlal eden hiçbir ülkeye silah sağlayamaz. Dış Yardım Yasası’nın 620I Bölümü de son derece açıktır: “ABD’nin insani yardımlarının ulaştırılmasını ya da teslim edilmesini doğrudan ya da dolaylı olarak yasaklayan ya da başka bir şekilde kısıtlayan” hiçbir ülkeye ABD yardımı sağlanamaz.

Birleşmiş Milletler’e, uluslararası toplumun büyük bir kısmına ve Gazze’de sahada bulunan tüm insani yardım kuruluşlarına göre İsrail bu yasaları açıkça ihlal etmektedir. İşte bu nedenle meslektaşlarımla birlikte İsrail’e silah satışını engelleyecek birkaç ortak onaylamama kararı sundum. Oylamalar Çarşamba günü Senato’da gerçekleştirilecek.

Birçok kez söylediğim gibi, İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihinde Hamas’ın gerçekleştirdiği ve yaklaşık 1.200 masum insanın ölümüne ve aralarında Amerikalıların da bulunduğu 250 kişinin rehin alınmasına neden olan korkunç terör saldırısına karşılık verme hakkı vardı. Ancak Başbakan Benjamin Netanyahu’nun aşırılık yanlısı hükümeti sadece Hamas’a karşı savaş açmakla kalmadı. Aynı zamanda Filistin halkına karşı da topyekûn bir savaş başlattı. Gazze’nin sadece 2.2 milyonluk nüfusu içinde 43,000’den fazla Filistinli öldürüldü ve 103,000’den fazlası yaralandı – bunların muhtemelen yüzde 60’ı kadın, çocuk ya da yaşlılardan oluşuyor. Yakın zamanda uydu görüntüleri üzerinden yapılan bir BM değerlendirmesi, Gazze’deki tüm yapıların üçte ikisinin hasar gördüğünü ya da yıkıldığını ortaya koydu. Buna konutların yüzde 87’si, sağlık tesislerinin yüzde 84’ü ve su ve sanitasyon tesislerinin yaklaşık yüzde 70’i de dahil. Gazze’deki 12 üniversitenin her biri ve yüzlerce okul bombalandı.

Geçen yıl boyunca Gazze’de milyonlarca çaresiz insan evlerinden sürüldü, sırtlarındaki giysilerden başka hiçbir şeyleri olmadan tekrar tekrar tahliye edilmek zorunda kaldı. Aileler sözde güvenli bölgelere sürüldü, ancak bombardıman devam etti. Gazze’deki çocuklar, neredeyse akıl almaz boyutlarda fiziksel ve duygusal travmalar yaşadı ve bu travmalar hayatlarının geri kalanında da onlarla birlikte olacak.

Gazze’deki durum geçtiğimiz yıl ne kadar korkunçsa, hayal edilemeyecek kadar da kötüye gidiyor. Sahadaki insani yardım çalışanları, İsrail’in insani yardıma getirdiği kısıtlamalar nedeniyle on binlerce çocuğun yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşadığını bildiriyor. İhtiyaç, çatışmanın hiçbir döneminde olmadığı kadar büyük; son haftalarda Gazze’ye giren yardım hacmi ise savaşın başlamasından bu yana hiç olmadığı kadar düşük. İsrail’in Gazze’deki insani müdahalenin bel kemiği olan BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nı (UNRWA) yasaklamaya yönelik son kararı ise bu korkunç durumu daha da kötüleştirecektir.

Gazze’de görev yapan ve elektrik, anestezi ya da temiz su olmadan günde yüzlerce hastayı tedavi eden doktorlarla görüştüm; bunların arasında başından vurulmuş onlarca çocuk da vardı. Fotoğrafları ve videoları gördüm. UNICEF Gazze’de her gün 10 çocuğun bir bacağını kaybettiğini tahmin ediyor. 17,000’den fazla yetim çocuk var.

Tüm bunlar tarif edilemez ve ahlaksızca. Ancak bunu daha da acı verici kılan şey, bu ölüm ve yıkımın çoğunun ABD silahlarıyla gerçekleştirilmiş ve Amerikan vergi mükellefleri tarafından ödenmiş olmasıdır. ABD sadece geçen yıl İsrail’e 18 milyar dolar askeri yardımda bulunmuş ve 50.000 tondan fazla silah ve askeri teçhizat gönderdi.

Başka bir deyişle, Amerikalılar olarak bu korkunç ve yasadışı vahşetin suç ortağıyız. Suç ortaklığımız sona ermelidir.

Bazılarının bu saldırgan silah satışlarının engellenmesinin sadece Hamas ve Hizbullah gibi terör örgütlerini ve onların İran’daki destekçilerini cesaretlendireceğini iddia edeceklerini anlıyorum. Ben buna katılmıyorum. Binlerce masum çocuğu aç bırakarak terörizmle etkin bir şekilde mücadele edemezsiniz. Okulları ve hastaneleri bombalayarak terörizmle etkin bir şekilde mücadele edemezsiniz. Neredeyse tüm dünyayı ülkenize karşı kışkırtarak terörizmle etkin bir şekilde mücadele edemezsiniz.

Ahlaksız eylemleri nedeniyle İsrail’in güvenliği azalıyor ve giderek yalnızlaşıyor. İsrail, dünyanın dört bir yanındaki hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve insani yardım örgütleri tarafından kınanan parya bir ülke haline geliyor. İngiltere kısa bir süre önce, uluslararası insancıl hukukun ihlalinde kullanılma riskinin kabul edilemez olduğu sonucuna vararak 30 silah ihracat lisansını askıya aldı. Almanya, İtalya, İspanya, Kanada, Belçika ve Hollanda da benzer adımlar atmıştır. BM organları çatışmayı körükleyen silah sevkiyatına son verilmesi çağrısı yaptı.

Açık olalım: İsrail’in de diğer tüm uluslar gibi kendini savunma hakkı vardır ve bu kararlar bu savunmayı tehlikeye atmayacaktır. Bunun yerine, özellikle binlerce sivilin ölümünden sorumlu olan saldırı silahlarını hedef almaktadır.

Amerikan halkının artık canına tak etmiştir. Yapılan anket üstüne anketler, Amerikalıların çoğunluğunun Netanyahu’nun savaş makinesini beslemek için daha fazla silah ve askeri yardım gönderilmesine karşı olduğunu gösteriyor. Amerikan halkına kulak vermeliyiz. Kongre bu silah satışlarını durdurmak için hemen harekete geçmelidir. (The Washington Post)