
Levent Gürses
Haftanın ilk günü bir yandan büyüme verileri açıklandı; ilk çeyrekte yüzde 2,5 ile büyüme hızı
beklentilerin biraz altında kaldı. Diğer yandan bir başka önemli haber ise; Yatırım bankası
Jefferies International’ın Türkiye’ye Arjantin benzeri 20 milyar dolarlık swap hattı açacağı
haberiydi. Bir seçim hazırlığı olarak değerlendirilen olası böyle bir gelişme, ABD’nin
Türkiye’de düzenlenecek seçimlerin öncesinde zayıf döviz rezervlerini tahkim etmek ve
finansal piyasalardaki güven ortamını pekiştirmek isteyebileceğini gösteriyor.
Haftalık bültene Cuma sabahı son rötuşları yaparken, Mayıs ayı enflasyonu açıklandı;
TÜİK’in verilerine göre Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 1,71 olarak ölçüldü. Yıllık
enflasyon ise yüzde 32,6 olarak açıklandı. Yıllık en yüksek artış yüzde 50 ile eğitim alanında
gerçekleşti. Konut fiyatları ise bir yılda yüzde 45 arttı. En yüksek ağırlığa sahip üç ana
harcama grubunun yıllık artışlar şöyle: Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 34,8, ulaştırmada
yüzde 34,3, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 45,6.
Büyüme rakamlarıyla başlayalım; TÜİK 2026 yılının ilk çeyreği büyüme rakamlarını açıkladı.
Buna göre Türkiye ekonomisi beklentilerin altında kalarak yüzde 2,5 büyüdü. Beklenti yüzde
2,7’ydi. Geçen yılın ilk çeyreğindeki büyüme de aynı düzeydeydi.
İlk çeyrek oranlarının aynı gerçekleşmesi yıllıklandırılmış büyüme oranının değişmemesi
sonucunu doğurdu. Türkiye 2025 yılının tümünde yüzde 3,6 büyümüştü; bu yılın ilk çeyreği
itibarıyla yıllıklandırılmış oran da yüzde 3,6 oldu.
Sanayide korkutan daralma
GSYH’yi oluşturan işkolları temelinde en dikkat çeken nokta sanayi sektöründeki daralma.
Sanayide geçen yıla kıyasla yüzde 0,8 oranında daralma görüldü.
İlk çeyrekte tarım sektörü yüzde 4,6 büyüdü. Diğer sektörlerde büyüme oranları şöyle: bilgi
ve iletişim faaliyetleri %9,5, diğer hizmet faaliyetleri %5,2, ticaret, ulaştırma, konaklama ve
yiyecek hizmetleri %3,7, finans ve sigorta faaliyetleri %3,5, inşaat sektörü %3,2, gayrimenkul
faaliyetleri %3,0, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri %1,9 ve kamu yönetimi, eğitim,
insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri %1,8.
“Sanayideki zayıflama şaşırtıcı değil”
Birgün gazetesi yazarı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, sektörlerin ilk çeyrekteki durumunu analiz
ederken, “Asla şaşırtıcı bir durum değil. Çünkü aylık izlendiğinde imalat sanayi üretiminin
düştüğü, otomotiv ve dayanıklı tüketim malları üretiminde daha keskin bir zayıflamanın
gözlendiği ortada. Otomobil ve beyaz eşya satış ve ihracat rakamları da hiç iç açıcı değil.
İnşaat sektörünün de yüzde 3,2 büyümeyle geçmiş dönemlere göre ivme kaybettiğini,
büyümenin ana motorunu teknolojik gelişmelere uyum sağlama çabası içerisinde bilgi ve
iletişim faaliyetlerinin oluşturduğunu görüyoruz. Tarım da geçtiğimiz yıla göre hava
koşullarının daha elverişli seyretmesi sonucu yüzde 4,6’lık bir büyüme sergilemiş” diye yazdı.
Diğer yandan, yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2026 yılının birinci
çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak %4,8 arttı.
Devletin nihai tüketim harcamaları %2,1, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise %3,0 arttı.
İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın birinci
çeyreğinde %42,7 iken, bu oran 2026 yılı birinci çeyreğinde de %42,7 oldu. Net işletme
artığı/karma gelirin payı ise geçen yılın birinci çeyreğinde %36,3 iken, 2026 yılı birinci
çeyreğinde %35,8 oldu.
Halka yansımayan, değerli TL destekli artış
GSYH’nin birinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 389 milyar 598 milyon
olarak gerçekleşirken, birinci çeyrekler itibarıyla yıllık bir trilyon 639 milyar 357 milyon dolarlık
bir büyüklüğe ulaştı.
Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, büyümenin ülkedeki refah artışının bir yansıması olmadığını
belirterek, “Dolar bazında GSYH’nin 43 milyar dolar artışı söz konusu. Bu, ülkedeki refah
artışının bir yansıması değil, sadece TL’nin yabancı paralar karşısındaki değer kaybının
bilinçli bir biçimde düşük tutulmasının istatistiksel bir sonucu” diye yazdı.
Tüketim çekişli büyüme
Prof. Dr. Kozanoğlu, tüketim çekişli büyümeye dikkat çekerek, “Büyümenin 3,7 puanı
tüketimden gelmiş. Mal ve hizmet ihracatının yüzde 12,7 azalması büyümeyi 2,9 puan aşağı
çekerken, ithalattaki yüzde 2,0 daralma ise 0,5 puan olumlu katkı yapmış. Küresel ticaretin
söz konusu çeyrekte yüzde 5,3’lük bir artış gösterdiği düşünülürse, yaşanan sorunun küresel
konjonktürün izdüşümü değil, Türkiye’nin kendi yapısal sorunlarından kaynaklandığı
rahatlıkla söylenebilir,” dedi.
Ekonomim Gazetesi yazarı Şeref Oğuz da, büyümenin kalitesini sorgulayarak, “Elbette kötü.
Zira üreterek ve ürettiğini satarak değil, tüketerek büyüyebiliyoruz. Bir bakıma ekonominin
göbeği, bebek değil, gaz barındırıyormuş. Buna büyüme değil, şişme diyebiliriz” diye
yorumladı.
Mahfi Eğilmez: Çok iyi değil ama…
İktisatçı Mahfi Eğilmez, yılın ilk çeyreğindeki yüzde 2,5’lik büyümeyi değerlendirerek sanayi
sektöründeki daralmanın ekonomi genelinde ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı.
Tarım sektöründe toparlanma görüldüğünü ancak sanayide daralmanın sürdüğünü söyleyen
Eğilmez, “Tarım sektörü yüzde 4,6 büyüdü. Bir toparlanma var, geçen yıldaki küçüldüğü
kadar toparlanmıyor ama toparlanma eğilimi var. Sanayi sektörü yüzde 0,8 küçüldü. Bu ciddi
bir sıkıntı. Sanayi sektörü tek başına küçülmüyor. Hizmet ve ticaret sektörünün de çok büyük
bir besleyicisi, onlar da etkileniyor. Bilgi ve iletişim de, beklendiği gibi yüzde 9,5 büyüdü.
Yüzde 2,5 çok iyi bir sonuç değil ama vahim bir sonuç değil. Potansiyel büyümemizin yarısı
kadar büyümek ciddi bir çıktı açığına işaret ediyor. Önümüzdeki çeyrekte de buraya paralel
bir gidiş olduğunu düşünüyorum. Biraz üstünde olabilir ama yüzde 5’lere geleceğimizi
zannetmiyorum” ifadelerini kullandı.
“Tüketim kaynaklı büyüme enflasyonu besliyor”
Türkiye’de büyümenin büyük ölçüde tüketime dayandığını belirten Eğilmez, yüksek
enflasyonun talebi artırarak kısır döngü yarattığını söyledi. Eğilmez, “Türkiye’nin esas
büyümesi tüketim kaynaklı geliyor. Enflasyon olunca tüketim de artıyor. Bir tane alacağı
yerde iki tane alıyor. Böyle bir suni talep var. Bu talep de bir yandan enflasyon yaratıyor.
Birbirini besleyen kısır döngü içinde gelişiyor,” dedi.
OECD’den büyüme uyarısı; tahminini %3,1’e çekti
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), yayımladığı Ekonomik Görünüm raporunda
Türkiye ekonomisine ilişkin 2026 büyüme tahminini aşağı yönlü revize etti. Mart ayında
yüzde 3,3 olarak açıkladığı Türkiye’nin 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,1’e düşürdü.
Raporda Türkiye ekonomisine ilişkin, “2026’nın ilk yarısının başındaki zayıflamanın ardından
Ortadoğu’daki çatışmaların olumsuz etkilerinin hafiflemesiyle iç talebin toparlanması ve
2026’da yıllık büyümenin yüzde 3.1’e ulaşması beklenmektedir” ifadelerine yer verildi. 2027
büyüme beklentisini ise yüzde 3,8 seviyesinde sabit bıraktı.
OECD, Türkiye’de enflasyonun hızlı şekilde düşürülmesinin temel politika önceliği olması
gerektiğini vurgularken, gerekli görülmesi halinde Merkez Bankası’nın faiz artırabileceğini
belirtti.
Küresel büyüme tahmini de geriledi
OECD, küresel ekonomiye ilişkin büyüme beklentisini de aşağı yönlü güncelledi, bu yıl için
küresel büyüme tahminini yüzde 2,9’dan yüzde 2,8’e düşürdü. 2027 yılına ilişkin küresel
büyüme beklentisi ise yüzde 3’ten yüzde 3,1’e yükseltildi.
Raporda, İran savaşı nedeniyle yükselen enerji ve gübre fiyatlarının Türkiye ekonomisi
üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi.
OECD, enerji ve gübrede ithalata bağımlı olan Türkiye’de bu gelişmelerin cari açık ve
enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu belirtti.
EBRD büyüme tahminini aşağı yönlü revize etti
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini
aşağı yönlü revize etti. EBRD’nin raporuna göre, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında yüzde
3,5 büyümesi bekleniyor. Kurum daha önce bu yıl için yüzde 4’lük büyüme öngörüyordu.
Deutsche Bank raporu: 1999, 1990 ile buluşuyor
Deutsche Bank analistleri Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayınladı. 2026’nın “sıkıcı
olmaktan başka her şey” olduğuna dikkat çekilen raporda temel beklenti; “Haziran içinde
ABD-İran anlaşması, Hürmüz sevkiyatının yeniden başlaması ve brent ham petrolünün 4.
çeyrek yılda varil başına 86 dolara düşmesi” olarak vurgulandı.
Fitch’ten küresel büyüme uyarısı: Riskler arttı
Fitch Ratings, Haziran ayına ilişkin son Küresel Ekonomik Görünüm raporunda, ABD-İran
savaşının tetiklediği petrol krizinin küresel büyüme beklentilerini olumsuz etkilediğini belirtti.
Kuruluş bu durumun, Fitch’in 2026 yılı küresel büyüme tahminini 0,2 puan düşürerek yüzde
2,4’e indirmesine yol açtığını kaydetti.
“ABD, seçim öncesi Türkiye’ye dolar swap hattı sunabilir”
Yatırım bankası Jefferies International stratejisti Durukal Gün, hazırladığı raporda ABD
yönetiminin Türkiye’ye seçimler öncesinde dolar swap hattı sunabileceğini yazdı. Raporda,
Trump yönetiminin Arjantin Merkez Bankası ile 20 milyar dolarlık swap anlaşması hatırlatıldı
Bloomberg’ün aktardığı analizde Washington’ın, Türkiye’de düzenlenecek seçimlerin
öncesinde zayıf döviz rezervlerini tahkim etmek ve finansal piyasalardaki güven ortamını
pekiştirmek isteyebileceği belirtildi.
Raporda, Türk ve ABD’li ekonomi yetkilileri arasında şu ana kadar kamuoyuna açıklanmış
resmi bir swap müzakeresi bulunmadığı aktarılırken, Arjantin örneğinde olduğu gibi bu tür bir
döviz takas desteğinin sağlanmasının oldukça rasyonel ve akla yatkın bir senaryo olduğu
vurgulandı.
“Yerel piyasadaki dolarizasyon eğilimini caydıracak”
Stratejist Durukal Gün, ABD’den gelebilecek böylesi bir hamlenin Türk lirası üzerindeki değer
kaybı baskısını doğrudan hafifleteceğini, enflasyon beklentilerini kontrol altına alacağını ve
yerel piyasadaki dolarizasyon eğilimini caydıracağını belirtti.
Son aylarda artan finansal risklerin fiyatlanması nedeniyle yükseliş eğiliminde olan
Türkiye’nin beş yıllık kredi risk priminin (CDS) de bu anlaşma sayesinde aşağı çekilebileceği
savunuldu. Küresel piyasalarda Türk varlıklarına yönelik hareketliliklerde vadeli
enstrümanlarda %1,39 oranında gerilemeler kaydedilirken, olası swap hattının bu iyileşmeyi
kalıcı hale getirebileceği aktarıldı.
“Tamamen siyasi bir destek olur ancak ihtiyacımız yok”
Konuyla ilgili olarak sosyal medyada yorum yapan TCMB eski Başekonomisti Prof. Dr.
Hakan Kara, “Böyle bir imkan sağlanırsa tamamen siyasi bir destek olur. Fed buna sıcak
bakmayacağından ABD Hazine’sinin doğrudan devreye girdiği bir çözüm üretilebilir (Arjantin
modeli). Kongre veya Senato’nun onayını da gerektirmediğinden doğrudan Trump yönetimi
tarafından böyle bir karar alınabilir.
Kişisel görüşüm, maceracı bir politikaya girilmedikçe Türkiye’nin böyle bir swap hattına
ihtiyacı olmayacağı yönünde. Yine de mevcut koşullarda somut bir adım atılarak imkânın
varlığı teyit edilirse, ekonomi yönetimine belli bir hareket alanı açılacaktır,” dedi.
“Dünyada Trump Çağı’nın yeni bir örneği”
Oksijen yazarı ekonomist Haluk Bürümcekçi, 17 Ekim 2025’te yayınlanan köşesinde Arjantin
örneğinin Türkiye için de dikkate değer bir gelişme olabileceğine dikkat çekmişti. Bürümcekçi
yazısında, “Dünyada Trump Çağı’nın yeni bir örneği: ABD, krizdeki Arjantin’e hem 20 milyar
dolar swap desteği verdi hem de piyasalardan peso satın aldı. Türkiye gibi IMF desteği
olmadan istikrar arayan ülkeler için dikkate değer bir gelişme” ifadelerini kullanmıştı.
ABD Milei hükümetini desteklemişti
ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl Arjantin Merkez Bankası ile 20 milyar dolarlık swap
anlaşmasına gitmiş ve piyasadan doğrudan peso alarak Javier Milei hükümetini
desteklemişti. Trump yönetiminin kararıyla Arjantin’de gerçekleştirilen ara seçimlerin hemen
öncesinde piyasaları dengelemek ve ulusal para birimindeki ani değer kayıplarını engellemek
amacıyla uygulanan bu yöntemin, Türkiye ekonomisi için de benzer bir koruma kalkanı
oluşturabileceği ifade edildi.
Swap hattı, merkez bankalarının birbirlerine belirli bir süre için kendi para birimlerini takas
ederek likidite sağlamalarına imkân veren bir mekanizma olarak biliniyor. Olası bir dolar
swap hattı, Türkiye’nin ihtiyaç halinde doğrudan dolar likiditesine erişebilmesini sağlayabilir.
Prof. Dr. Hakan Kara: Buğday alım fiyatı erken seçim olasılığını düşürdü
TCMB eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, ekmeklik buğday alım fiyatındaki yıllık
yüzde 22,2’lik artışın enflasyonist ortamda sınırlı kaldığını belirterek bu durumun bu yıl için
bir erken seçim olasılığını oldukça düşürdüğünü savundu.
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kara, sosyal medya hesabından yaptığı
yorumda, “2026 için ekmeklik buğday alım fiyatının geçen seneye göre yüzde 22,2 oranında
artırılması, bu yıl erken seçim olasılığının oldukça düşük olduğunu gösteriyor” dedi.
Seçim dönemlerinde tarımsal destekler ve alım fiyatlarında daha yüksek oranlı artışlar
yapılabildiği bilinirken, Kara’nın değerlendirmesi mevcut artışın görece sınırlı kaldığına işaret
etti.
Açlık sınırı 35 bin 174 liraya çıktı, asgari ücret sadece yüzde 80’i
Açlık ve yoksulluk sınırında artış sürüyor. Türk-İş’in araştırmasına göre, Mayıs ayında dört
kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması tutarını belirten açlık sınırı 35 bin 174 TL’ye çıktı. Nisan
rakamı 34 bin 587 TL idi. Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi
gereken toplam gelir tutarını ifade eden yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 TL’ye yükseldi.
Türk-İş’in açıkladığı Ocak ayı açlık sınırının dahi altında kalan asgari ücret, yılın başında 31
bin 224 TL olan açlık sınırının yüzde 10 altında kalıyordu. Bu oran, yılı yarılarken giderek
azaldı. Asgari ücret, Mayıs itibarıyla 35 bin 174 TL olan açlık sınırının ancak yüzde 79,8’ini
karşılayabiliyor. Diğer deyişle net asgari ücret, Mayıs ayındaki açlık sınırının yaklaşık beşte
dördünü karşılıyor.
Buğday ve arpa üretimi gerilerken, ithalat katlandı
Türkiye’de ekim alanlarının yüzde 40’ını oluşturan buğday ve arpa üretiminde alarm zilleri
çalıyor. AKP iktidarı boyunca tarım politikalarının ithalata dayalı hale gelmesiyle birlikte çiftçi
üretimden koparken, Türkiye milyarlarca doları yabancı üreticilere ödedi.
Cumhuriyet gazetesine konuşan tarım yazarı Gazi Kutlu; “Üretim gerilerken ithalat ise
katlandı. AKP’nin iktidarda olduğu dönem boyunca 112 milyon ton buğday, 11 milyon ton
arpa ithal edildi. Buğday ithalatına 31 milyar dolar, arpa ithalatına ise 3 milyar dolar ödendi.
Türkiye’nin temel gıda maddesinde dışa bağımlılığı her geçen yıl daha da büyürken, ithalatın
büyük bölümü Rusya’dan yapıldı. Geçen yıl ithal edilen 4,8 milyon ton buğdayın yüzde 95’i
Rusya’dan geldi. 656 bin ton arpanın yüzde 45’i Rusya’dan, yüzde 15’i ise Ukrayna’dan ithal
edildi.
Bu yılın ilk dört ayında bile geçen yılki toplam buğday ithalatının yarısına ulaşıldı. Yapılan 2,3
milyon tonluk buğday ithalatının yüzde 91’i Rusya’dan gerçekleşti. 575 bin ton arpanın ise
yüzde 49’u Rusya’dan, yüzde 29’u Almanya’dan alındı,” dedi.
Dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları arasındaki fark %21,9 oldu
Nisan’da resmi işsizlik oranı yüzde 8,2 olurken, geniş tanımlı gerçek işsizlik oranı yüzde 30,1
oldu. Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 40,1’i bulurken, dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları
arasındaki puan farkı 21,9 olarak kayıtlara geçti.
TÜİK verilerine göre, Nisan ayında resmi işsizlik oranı hafif bir artışla yüzde 8,2’ye
yükselirken; zamana bağlı eksik istihdam ve potansiyel işgücünü de kapsayan geniş tanımlı
işsizlik (atıl işgücü) oranı 1,2 puan azalarak yüzde 30,1 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden
arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 356 bin kişi azalarak 32 milyon 166 bin kişi oldu.
İstihdam oranı ise 0,6 puanlık düşüşle yüzde 48,1 seviyesine geriledi. İşgücü de aynı
dönemde 361 bin kişi azalarak 35 milyon 34 bin kişi olarak kaydedildi. İşgücüne katılma oranı
0,6 puan düşerek yüzde 52,4 seviyesine indi.
Savaş ve Butlan kararının faturası: Rezervlerde 3 ayda 51 milyar $ erime
28 Şubat’ta patlak veren İran Savaşı ve ardından gelen CHP’de Mutlak Butlan kararı Merkez
Bankası rezervlerinde düşüşe yol açtı. Savaşın geride kalan 3 aylık döneminde hem döviz
hem de altın rezervlerinde erime görülürken, 29 Mayıs itibarıyla toplam kayıp 51 milyar doları
buldu.
27 Şubat’ta toplam brüt rezerv 210 milyar 260 milyon dolar seviyesindeydi. Savaşın getirdiği
şok dalgaları ve mutlak butlan kararının etkisiyle rezervler 29 Mayıs itibarıyla 159 milyar 225
milyon dolara geriledi.
Mutlak Butlan kararı sonrası ilk verilere baktığımızda ise, rezervlerde sert düşüş yaşandığı
görülüyor. Mutlak Butlan kararı 21 Mayıs’ta açıklanmıştı 22 Mayıs haftasında rezervlerde
7,43 milyar dolar azalma olurken, son iki haftalık düşüş miktarı da 8,37 milyar dolar Brüt
rezervlerin son üç haftada seyri şöyle:
Türkiye’nin toplam döviz açığı tarihi seviyede
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının piyasalarda yarattığı dalgalanma, Türkiye’nin
döviz pozisyonuna da yansıdı. Ekonomist Haluk Bürümcekçi’nin hesaplamalarına göre,
jeopolitik gerilimlerin tetiklediği yabancı çıkışları neticesinde Türkiye’nin toplam döviz açığı
mart ayında 71,6 milyar dolar artarak 191,8 milyar dolarla tarihi zirveye ulaştı. Cumhuriyet’in
haberine göre, açığın büyümesinde Merkez Bankası’nın net döviz pozisyonunun Mart ayında
69,8 milyar dolar azalarak 4 milyar dolar fazla seviyesine gerilemesi etkili oldu. Düşüşte,
yabancı çıkışlarını karşılamak amacıyla yapılan 49,7 milyar dolarlık net döviz satışı belirleyici
oldu.
Yabancı yatırımcı hem borsada hem de tahvilde satışa geçti
Merkez Bankası verilerine göre, yabancı yatırımcılar 26 Mayıs haftasında 91,1 milyon
dolarlık hisse satarken, 134,5 milyon dolarlık da tahvil satışı yaptı. Yabancı yatırımcılar, 22
Mayıs haftasında 293,1 milyon dolarlık hisse senedi ve 334,8 milyon dolarlık tahvil satışı
yaptı.
Mayıs ayı ön verilerine göre ihracat 9,3 azaldı
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, mayıs ayı dış ticaret verilerini açıkladı. Mayıs ayında ihracat,
geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 azalarak 22 milyar 504 milyon dolar oldu. İthalattaki
düşüşün etkisiyle dış ticaret açığı yüzde 15,7 azalışla 5,6 milyar dolara gerileyerek son 9
ayın en düşük seviyesine indiği ifade edildi.
Tarladan markete fahiş fark: Elmada fiyat uçurumu yüzde 388’i buldu
TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, mayıs ayında üretici ile market arasındaki en yüksek fiyat
farkının yüzde 388 ile elmada görüldüğünü açıkladı. Elmayı yüzde 278,6 ile havuç, yüzde
215,3 ile kabak ve yüzde 206,5 ile fındık izledi. Depolardaki stokların tükenmesi nedeniyle,
Mayıs ayında hem üreticide hem markette fiyatı en çok artan ürün kuru soğan olurken;
soğanı yüzde 32,7 ile patates, yüzde 27,3 ile limon ve yüzde 20,1 ile havuç takip etti. Gübre,
yem, elektrik ve ilaç gibi temel tarımsal girdi maliyetlerindeki yıllık yükselişin de gıda fiyatları
üzerindeki baskıyı artırdığı vurgulandı.
Yeni TOKİ projesi asgari ücretliyi devre dışı bıraktı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un açıkladığı yeni konut hamlesi,
doğrudan “orta gelirli” kesimi hedefleyen parametreleriyle asgari ücretlileri ve dar gelirli
yurttaşı bütünüyle oyun dışı bıraktı. Başlangıç taksitinin 18 bin TL olarak belirlendiği projede
28 bin 75 TL’lik asgari ücretle geçinen milyonlarca çalışan, daha ilk adımdaki peşinat ve
ödeme dengesiyle sosyal konut havuzunun tamamen dışında kaldı.
Nisan ayında hizmet enflasyonu yıllık yüzde 34,62 arttı
TÜİK’in nisan ayı Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerine göre, hizmet sektöründe
üretici enflasyonu yıllık bazda yüzde 34,62, aylık bazda ise yüzde 3,23 artış gösterdi.
Endeks, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,17, on iki aylık ortalamalara göre ise
yüzde 35,43 artış gösterdi.
Koç Holding’den savunma sanayi hamlesi: Dev şirketin satın alma süreci tamamlandı
Koç Holding’in bünyesinde bulunan Otokar, Romanya merkezli savunma sanayi şirketi
Automecanica S.A.’nın çoğunluk hisselerinin (yüzde 96,77) devralım sürecini tamamlayarak
şirketi bağlı ortaklığı haline getirdi. Şirket, daha önce mutabakat zaptı ve sözleşme imza
süreçlerinde satıcılara toplam 10 milyon Euro ödeme yapıldığını açıkladı. Automecanica’nın
31 Aralık 2025 tarihli finansal tablolarındaki net borç ve net işletme sermayesi verileri
doğrultusunda satıcılara ayrıca 46 milyon 744 bin Euro ödeme gerçekleştirildiği bildirildi.
Kalan 25 milyon Euro’nun ise nakdi teminat olarak tutulacağı, kapanış sonrası üç yıl içinde
taksitlerle ödeneceği ya da satıcıların teminat mektubu sunması halinde serbest bırakılacağı
belirtildi.
Bankpozitif’i Efor Holding aldı
TMSF yönetimindeki Bankpozitif’in Efor Holding’e devrine Rekabet Kurulu’ndan onay çıktı.
Kurul, yasa dışı bahis soruşturması kapsamında mart 2025’te PayFix mülkiyetindeki yüzde
79’luk hissesinin kontrolü TMSF’ye devredilen Bankpozitif Kredi ve Kalkınma Bankası’nın tek
kontrolünün Efor Holding A.Ş. tarafından devralınması işlemine resmi izin verdi.
THY, Air Europa yatırımında İspanya onayını aldı
Türk Hava Yolları, Air Europa’dan azınlık pay alımına ilişkin işlem için İspanya’nın Doğrudan
Yabancı Yatırım (FDI) onayını aldığını duyurdu. Yaklaşık 300 milyon euroluk yatırımın 2026
yılı içinde tamamlanması hedefleniyor.
Konut ve kira harcamaları arttı, ulaştırma azaldı
TÜİK, “Hanehalkı Tüketim Harcaması, 2025” araştırmasının sonuçlarını paylaştı. Türkiye
genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde
29,3 ile konut ve kira harcamaları aldı. Harcama kalemlerinde en büyük artış 3,3 puanla
konut ve kirada olurken, en büyük düşüş 1,1 puanla ulaştırmada görüldü.
Gayrimenkul satışları 5 yılın en düşük seviyesinde
Türkiye’de yılın ilk 5 ayında yaklaşık 1 milyon 30 bin gayrimenkul satıldı. Gayrimenkul
satışları bu dönemde yıllık bazda yüzde 13,9 azalırken, en yüksek aylık satış adedi 234 bin
468 ile nisanda görüldü. Böylece 5 aylık verilere göre son 5 yılın en düşük satış rakamı
gerçekleşti.
Doruk Madencilik işçileri kazandı: Tüm alacaklar ödendi
Doruk Madencilik işçilerinin haftalardır devam eden mücadelesi zaferle noktalandı; tazminat,
izin ve TİS farkı alacakları eksiksiz ödendi. Bağımsız Maden-İş, “Birlikte direndik, birlikte
kazandık” dedi. Maden işçileri, 5 Haziran Cuma günü Ankara’daki eylemlerini bitirip Edirne’de
direnişte olan Özşen madencilerinin yanına hareket etti.
Doruk Madencilik işçileri, hükümet ve şirket temsilcilerinin verdiği sözlerin tutulmaması
üzerine Yıldızlar SSS Holding önünde eylem düzenlemişti. Eyleme siyasi partiler ve
demokratik kitle örgütleri destek verdi. Eyleme katılan CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür
Özel, “Son kuruş ödenene kadar, haklarını alana kadar madencilerin arkasındayız” ifadelerini
kullandı.
Maden işçilerinin alacakları konusunda, 28 Nisan’da 3 bakanlık garantör olmuş ve “15
Mayıs’a kadar herkesin hakkı yatacak” sözü verilmişti.
Hamdi Ulukaya, Türkiye’de birinci, dünyada 251’inci…
ABD merkezli Forbes dergisi dünyada ve Türkiye’de milyarderler listesini güncelledi. Hamdi
Ulukaya listede gerilemesine rağmen 251’inci sırada yer aldı, Türkiye’de ise zirve değişmedi.
Chobani markasıyla ABD’nin en popüler yoğurdunu üreten Hamdi Ulukaya, dünya
sıralamasında gerilemesine rağmen 12,4 milyar dolarlık servetiyle 251’inci sırada yer aldı.
Türkiye’de ise zirve değişmedi. 5,2 milyar dolarlık servetiyle Murat Ülker ilk sırada, dünyada
ise 805’inci sırada yer aldı. 859’uncu sıradaki Şaban Cemil Kazancı’nın 5 milyar dolarlık
serveti bulunuyor. Rönesans Holding’in başkanı Erman Ilıcak 3,8 milyar dolar ile 1146’ncı
sırada.
TikTok’un kurucusu Asya’nın en zengin ikinci kişisi oldu
Bloomberg Milyarderler Endeksi verilerine göre, Asya’nın en zengin ismi unvanını ise 117,4
milyar dolarlık servetiyle Gautam Adani korumayı sürdürdü. Tiktok’un çatı şirketi
ByteDance’in değerlemesindeki yükseliş ve yapay zekâ alanındaki büyümesi, kurucu ortak
Zhang Yiming’i 92,8 milyar dolarlık servetiyle Asya’nın en zengin ikinci kişisi konumuna
taşıdı. Zhang, böylece Hintli milyarder Mukesh Ambani’yi geride bıraktı. Ambani, servetinin
86,9 milyar dolara gerilemesiyle üçüncü sıraya düştü.
IMF’den ABD’nin enflasyon hedefine “gecikmeli” döneceği öngörüsü
IMF Sözcüsü Julie Kozack, yüksek petrol fiyatları ve jeopolitik riskler nedeniyle ABD’de
enflasyonun yüzde 2 hedefine gecikmeli olarak 2027 sonunda ulaşacağını belirtti. FED’in
temkinli olması gerektiğini vurgulayan Kozack, petrol stoklarının temmuzda 5 yılın en düşük
seviyesine ineceğini öngördü. IMF’nin tahminlerini yaparken piyasanın petrol vadeli işlem
eğrisini kullandığını aktaran Kozack, petrol fiyatları konusunda kendi projeksiyonlarını
yapmadıklarını anlattı.
SpaceX’ten tüm zamanları en büyük halka arz hamlesi
ABD’li milyarder Elon Musk’ın CEO olduğu SpaceX, hisse başına 135 dolardan halka arz
planlıyor. Tüm zamanların en büyük halka arzı olması beklenen işlem kapsamında yaklaşık
75 milyar dolar kaynak toplanması hedefleniyor. Halka arz belgelerine göre yapılan
hesaplamalar, SpaceX’in piyasa değerinin yaklaşık 1,77 trilyon dolara ulaşacağını gösteriyor.
Savaş yükselişi tetikledi: Alüminyum fiyatları son 4 yılın zirvesinde
İran savaşının Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatı tehdit etmesi ve BAE’deki tesisin zarar
görmesi üzerine alüminyum fiyatları ton başına 3 bin 734 dolarla son dört yılın zirvesine çıktı.
Savaşın başlangıcından bu yana yüzde 18’den fazla değer kazanan metalde, yükselen enerji
maliyetleri ve Çin’in üretim sınırı da arz üzerindeki baskıyı artırıyor.
Almanya’da yarı zamanlı çalışanların oranı ilk kez %40’ı aştı
Almanya’da istihdam edilen kişi sayısı 2026’nın ilk çeyreğinde 160 bin kişi azalarak 45,64
milyona geriledi. IAB raporuna göre tam zamanlı istihdamdaki kayıplar yarı zamanlıların
uzayan mesaileriyle dengelenirken, yarı zamanlı çalışanların oranı ilk kez yüzde 40,1 ile kritik
eşiği aştı.
IEA’dan IMF ve Dünya Ticaret Örgütü’ne uyarı
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) açıklamasında “Gemi trafiği akışı normale dönmezse, kuzey
yarım kürede yaz aylarındaki en yüksek petrol talebi öncesinde küresel petrol stoklarının
hızla tükenmeye devam etmesi, yakıt güvenliği, piyasa koşulları ve daha geniş çaplı
ekonomik dayanıklılık açısından giderek artan riskler oluşturacaktır” ifadelerine yer verdi.
Trump’ın damadı ve kızı Arnavutluk’u ayağa kaldırdı
Arnavutluk’ta, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın yatırım şirketinin
hayata geçirmeyi planladığı 1,6 milyar dolarlık turizm projesi ülke genelinde büyük tartışma
yarattı. Başkent Tiran’da binlerce kişi sokaklara çıkarak projeyi protesto ederken, hükümet
yatırımın arkasında durdu.
Goldman Sachs CEO’sundan uyarı: Açgözlülük hızlı şekilde korkuya dönüşebilir”
Goldman Sachs CEO’su David Solomon, yapay zekâ şirketlerinin olası halka arzlarına
yönelik piyasada güçlü bir iştah bulunduğunu belirterek, sistemde yüksek likidite olduğunu
söyledi. Solomon, “Kesinlikle korkudan çok açgözlülüğün olduğu bir dönemdeyiz. Açgözlülük
çok hızlı bir şekilde korkuya dönüşebilir,” dedi.
