Deniz Kılınç / İstanbul, 14 Şubat (HNA) – İsveç merkezli KTH Kraliyet Enstitüsü kapsamında faaliyet gösteren ArtEmis isimli araştırma projesi, doğal afet araştırmalarında ilerleyerek depremler için güvenilir bir uyarı sistemi geliştirmeyi hedefliyor.
ArtEmis projesinin ana hedefi, gelecekte ciddi sonuçlar doğuracak depremlerin önceden tahmin edilebilmesi. KTH’nin fizik profesörü ve araştırma lideri Ayşe Ataç Nyberg, “Birkaç değer ölçütlerini aynı anda bir araya getirilerek deprem araştırmalarında büyük bir adım atmayı umuyoruz” diyor.

Avrupa Birliği’nden 2027’ye kadar geçerli olmak üzere 2 milyon Euro hibe alan ArtEmis araştırması depremler için güvenilir bir uyarı sistemi oluşturulmasını sağlamak amacıyla uygun koşulları sağlamayı amaçlıyor. Bunu da Avrupa’daki seçili kuyulardaki radon düzeyi ve diğer başka göstergeleri ölçerek yapacak. Ayşe Ataç Nyberg şöyle açıklıyor:
“Deprem ülkelerinde tabakaların arasındaki birleşme yerleri ve temel kayalardaki radyoaktivite, su basıncı, pH değeri ve hareketliliği ölçecek 100’ün üzerinde detektör yerleştirmek istiyoruz.”
Depremleri tespit edebilmek için 1960’lardan bu yana temel kayalardan dünyanın tabakalarındaki hareketlerden kaynaklanan mikro çatlaklar ölçülüyordu. Ancak son çalışmalara göre hava veya toprakta ölçülen radon içeriği düzeylerinin hava sıcaklığı ve nemdeki değişimlerden etkilendiği görüldü, bu yüzden araştırmacılar bunun yerine yer altı suyundaki değerleri ölçmeye başladı.
Yer altı suyundaki radon ölçümü sonuçlarının daha dengeli ve zaman içinde güvenilir olduğu anlaşıldı. Ayrıca bu ölçümler, bireysel olarak artan deprem risklerine işaret edebileceği su basıncı ölçümleri gibi diğer değerlerle birleştirilebiliyor. Ayşe Ataç Nyberg şöyle anlatıyor:
“Toplanan dev miktardaki veriler AI çözümleriyle yönetilip analiz ediliyor. Avrupa’daki 14 kuruluşun katıldığı bu ortak projede sismologlar, jeologlar, fizikçiler ve AI araştırmacıları yer alıyor. Bunun yanı sıra mağaralar, tüneller ve kuyulardaki yer altı sularına erişim sağlamamız için projeye dahil edilen bölgelerdeki bazı belediyelerle de işbirliği içindeyiz.”
Projenin ilk aşamasında Yunanistan, İtalya ve İsviçre’deki tabakalarda ölçümler yapılıyor. Çeşitli ülkelerdeki üniversiteler aracılığıyla araştırma grubu detektörlerin yerleştirilmesi için yer altı su kaynaklarına erişim sağlayabiliyor.
Ayşe Ataç Nyberg araştırma grubunun 2027’den sonra da veri toplamaya devam etmeyi amaçladığını belirtiyor ve “Türkiye gibi doğal felaketlerden etkilenen diğer ülkelerde de dedektör yerleştirmek için yeni fon almayı umuyoruz” diyor.
Ayşe Ataç Nyberg, ülkenin temel kayalarında büyük hareketliliğe sebep olan üç büyük tabakanın birleştiği Ankara’da büyüdü. Türkiye’yi vura 1999 depreminde bazı arkadaşlarını kaybeden Nyberg, gelecekte bu trajedileri engellemek için kendisini deprem araştırmalarına adadı:
“Bu araştırma grubundaki herkes büyük bir sorumluluk hissediyor. Deprem tahmini problemini tamamen çözemeyeceğiz ancak bu süreçlerin nasıl ilerlediğini anlamamıza yardımcı olabilecek araçlar geliştirebiliriz. Gelecekte tüm sinyalleri doğru bir şekilde anlamayı ve yıkıcı depremleri önceden tahmin edebilmeyi umuyoruz.”
Deprem araştırmaları, 6 Şubat’ta Türkiye’nin güneydoğu bölgelerini ve Suriye’yi vuran yıkıcı depremlerin ardından bir kez daha dikkat çekmeye başladı. Söz konusu bölgelerde deprem sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 30 bini aşarken, dünyanın dört bir yanından enkaz çalışmalarına katılan arama kurtarma çalışanlarının çabaları sürüyor.
