Rickards: ABD’nin GSYH’si borçtan daha hızlı büyümeli

Brighton, 7 Eylül (HNA) – ABD’li finans uzmanı ve yazar James Rickards, ABD’nin 40 trilyon dolar ile yüzde 123’e ulaşan borç/GSYİH oranını düşürmesinin tek yolunun Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) borçtan daha hızlı büyümesi olduğunu belirtti. Rickards, www.dailyreckoning.com sitesinde yer alan yazısında, 1946 ile 1980 arasındaki 30 yılda bu oranının yüzde 119’dan yüzde 31’e düştüğünü vurgulayarak,
“Bu süre zarfında ulusal borç önemli ölçüde arttı. Ancak GSYH yüzde 1000’den fazla arttı. Ve anahtar buydu. GSYH borçtan daha hızlı büyürse, oran düşer ve Amerika’nın mali durumu iyileşir” diye yazdı.
Kur Savaşları, Yeni Büyük Çöküş, Çöküşe Giden Yol, Tükendi başlıklı kitapları Scala Yayıncılık’tan Türkçe de yayımlanan Rickards, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in vurgulamadığı küçük kirli bir sırra dikkat çekerek, büyüme oranı hesaplanırken enflasyonun hesaba katılmadığını, ancak GSYİH büyümesinin ne kadarının reel, ne kadarının enflasyon olduğunun anlaşılamadığını belirtti. Bunun da doların satın alma gücünü olumsuz yönde etkilediğini, kişilerin servetini ve gelirini yok edebileceğini ifade etti.
Rickards’ın yazısının ilgili bölümü şöyle:
“Hükümet borç/GSYİH oranlarını hesaplarken, enflasyona göre ayarlanmış rakamlar değil, nominal rakamlar kullanıyor. Yukarıdaki örnekte, GSYİH yaklaşık yüzde 6,2 büyürken, ulusal borç yüzde 5,0 büyüdü. Bu oranı düşürüyor, ancak GSYİH büyümesinin ne kadarının reel, ne kadarının enflasyon olduğunu göstermiyor.
Yüzde 6,2’lik nominal büyüme, yüzde 4,2 reel büyüme artı yüzde 2,0 enflasyon olabilirdi. Bu oldukça sağlıklı bir oran. Ancak yüzde 2,2 reel büyüme artı yüzde 4,0 enflasyon da olabilirdi. Yıllık yüzde 4,0 enflasyonda, doların satın alma gücü yaklaşık 18 yılda yarıya iner ve sonraki 18 yılda tekrar yarıya iner. Bu tür bir enflasyon, hazırlıklı değilseniz, net servetinizi ve gelirinizi yok edebilir.
Peki, Bessent Planı’nda enflasyon ne kadar yer alıyor? Bakan Bessent bunu söylemedi.
Yatırımcılar en kötü senaryoyu varsaymalı. ABD, küresel finans krizinden bu yana ortalama olarak yılda yaklaşık yüzde 2’nin üzerinde reel büyüme sağlamakta zorlanıyor. Borç artışını geride bırakmak için yaklaşık yüzde 6 nominal büyümeye ihtiyacımız varsa ve yılda sadece yüzde 2 reel büyüme sağlayabiliyorsak, aradaki fark enflasyondan kaynaklanmalıdır. Bu da yüzde 4 enflasyon anlamına gelebilir.”
Rickards, “Dolar Ölmüyor” başlıklı yazısının girişinde, ABD’nin 40 trilyon dolara ulaşan ulusal borcundan dolayı finans medyasının kıyamet senaryolarıyla dolu olduğunu, “Doların sonu yaklaşıyor!” yorumlarının yapıldığını belirterek, “doların çoktan bittiğini ve ABD Hazine tahvillerinin dijital konfetiden başka bir değerinin olmadığını varsayabilirsiniz” diyor ve şunları ekliyor:
“Gerçek şu ki, doların önde gelen rezerv para birimi konumu tehlikede değil. Elbette, döviz rezervleri sadece para yığınlarından ibaret değildir. Büyük ölçüde, dolar cinsinden ABD Hazine tahvilleri de dahil olmak üzere likit finansal varlıklarda tutulmaktadır. olar cinsinden varlıklar, önümüzdeki on yıllar boyunca küresel rezervlere hâkim olmaya devam edecek.
Sebep basit. ABD Hazine tahvil piyasasının büyüklüğüne, likiditesine ve derinliğine sahip çok az devlet tahvil piyasası var. Japonya ve büyük Avrupa piyasaları da dahil olmak üzere diğer büyük devlet tahvil piyasaları, aynı ölçek ve likidite kombinasyonunu sunmuyor. Dolar kral olmaya devam edecek.
Bu, faiz oranlarının yükselmeyeceği veya enflasyonun artmayacağı anlamına gelmiyor. Her ikisi de muhtemel. Ancak hiçbiri doların sonu anlamına gelmiyor. Sadece Hazine’nin borçlanmak için daha fazla ödeme yapacağı ve sizin de benzin istasyonunda ve markette daha fazla ödeme yapacağınız anlamına geliyor.”







